Kategoriler: Kadın

Sınıf bilincine sahip kadın konfeksiyon işçileri, kadınların oy hakkı hareketini nasıl şekillendirdi (1/2) Meagan Day (*)

Amerikalı kadınlar neredeyse bir asır boyunca oy kullanma haklarının peşine düştü. Pek çok süfrajet, tüm hayatlarında bir kez bile oy pusulası kullanmadan, mücadelelerinin zaferle sonuçlandığını görmeden öldü. Kadınlar oy haklarını kazandıklarında, amansız mücadele yolunda ulaşılacak bir hedeften öte on yıllarca süren büyük fedakarlıkların ve mücadelenin bir ödülü olmuştu bu. 26 Ağustos 1920’de, bundan tam yüz yıl önce 19. Anayasa maddesi onaylandı.

Kadınların oy hakkı hareketi ulusaldı ve dahası evrenseldi fakat Amerika Birleşik Devletleri’nde bir odak noktası varsa, bu da New York eyaletiydi. İlk kadın Hakları Sözleşmesi 1848’de Seneca Falls, New York’ta yapıldı. Eyalet, hareketin öncülerinden iki süfrajete ev sahipliği yapıyordu: Susan B. Anthony ve Elizabeth Cady Stanton. Örgütleri, Ulusal Kadın Oy Hakkı Derneği, 1869’da New York’ta kuruldu. Oy hakkı için son hamleye öncülük eden halef örgütü, Ulusal Amerikan Kadın Oy Hakkı Derneği’nin merkezi de New York’taydı.

Kadınların oy hakkını elde etmek için bir araya gelen siyasi güçleri tam anlamıyla anlayabilmek için, özellikle New York’ta neler olduğunu anlamalıyız. New York City’den Rochester’e kadar konfeksiyon endüstrisi şehirlerindeki bütün göçmen işçi kadınların önemini hesaba katmadan New York eyaletinde kadınların oy hakkının hikayesini düzgün bir şekilde anlatamayız.

Susan B. Anthony ve Elizabeth Cady Stanton kadar tanınmış isimler değiller fakat Rose Schneiderman, Clara Lemlich ve Leonora O’Reilly; işçi sınıfından olan bu süfrajetler 1917’de New York eyaletinde kadınların oy hakkını kazanmak için vazgeçilmez konumdaydı. Süreç içerisinde harekete militanlık ve yeni bir bakış açısı getirdiler; bu da o son, çetin yıllarda hareketi canlandırdı ve ilerletti.

Mücadelenin yüzüncü yıldönümünde, çok az sayıda ana akım haber onlardan bahsedecek fakat kadınların oy hakkına yaptıkları önemli katkıları, özellikle de geniş çaplı özgürleştirici tasavvurları yarıda kaldığı için tanınmayı hak ediyor.

Rochester Radikalleri

Eyaletin kuzeyindeki küçük Rochester şehri muhafazakar burjuva yönetiminin altındaydı ancak aynı zamanda bu durumu dengeleyen radikal bir tarihe sahipti. Eşitlikçi vaiz Charles Grandison Finney ve kölelik karşıtı Frederick Douglass burada yaşamışlardır. Susan B. Anthony de Rochester’dan gelmedir.

Süfrajetlerin amansız mücadelesi daha 1840’larda orada kök saldı ve on yıllar boyunca Rochester, kadın hakları sözleşmelerine ev sahipliği yaptı. 1872 başkanlık seçimlerinde Anthony meydan okuyarak ve yasadışı şekilde Rochester’da oyunu kullandı, bu eylemi sebebiyle tutuklandı ve nihayetinde yargılandı. Onun örneğinden ilham alarak elli Rochester kadını daha mücadeleye katıldı. 1894 yılına gelindiğinde, süfrajet Sarah Fleming Bradstreet Rochester’ı “kadınların oy hakkının yuvası” olarak ilan etti.

Ancak, öncelikle orta ve üst sınıf kadınlar tarafından üstlenilen süfrajet faaliyeti, Rochester’da olan tek şey değildi. Kentteki sanayi yükseliyor ve nüfus hızla artıyordu. Geçmişte Rochester, değirmenlerinden dolayı “Un Şehri” ve daha sonra fidanlıklarından dolayı “Çiçek Şehri” olarak adlandırılmıştı, ancak on dokuzuncu yüzyılın sonları itibariyle hazır giyim endüstrisi baskındı. Başlarda yetenekli terziler olarak çalışan Alman göçmenler ve torunları şimdi konfeksiyon fabrikaları işletiyorlardı. İtalyan ve Doğu Avrupalı Yahudi göçmenleri ucuz emek gücü olarak görüyorlardı. Kadınların iş gücü emeği, elbette ki erkeklerden daha ucuzdu.

Yüzyılın başında, Rochester nüfusunun yüzde 40’ı yabancı uyrukluydu. Bu yeni gelenlerden biri, daha sonra ülkedeki en ünlü anarşist ve “Amerika’daki en tehlikeli kadın” olan Emma Goldman’dı. Goldman, 1886’da ailesiyle birlikte Rusya’dan Rochester’a taşındı ve genç yaşında bir konfeksiyon fabrikasında çalışmaya başladı. Otobiyografisinde şöyle yazdı: “Rochester’ın New York’un “Çiçek şehri” olduğunu duymuştuk ama oraya kasvetli ve soğuk bir Ocak sabahı geldik.” İş günü, “öğle yemeği için sadece yarım saate sahipti ve sonsuz gibiydi. Demir disiplinleri, serbest hareketi yasaklıyordu (…) ve ustabaşının sürekli gözetimi kurşun gibi ağırdı.”

Goldman’ın Rochester’daki faaliyetleri tamamen işle sınırlı değildi. Sınırlı boş zamanlarında kendi ifadesiyle, “Rochester’daki varlığımın gri donukluğundan bir kaçış” sunan toplantılara da katılıyordu. “Orada insan, en azından, para ve iş hakkında bitmek bilmeyen konuşmalardan farklı bir şey duyardı, fikirleri ve ruhları olan insanlarla tanışırdı.” Bu betimleme, sadece Rochester’daki değil, aynı zamanda New York eyaletindeki diğer konfeksiyon merkezlerindeki yeni göçmen konfeksiyon işçilerinin de hayatına dair bir bakış sunuyor. Birçok göçmen işçi, çok daha güçlü sosyalist ve işçi hareketi geleneklerine sahip ülkelerden gelmişti ve bu gelenekleri canlı tutmayı amaçlamışlardı.

On dokuzuncu yüzyılın sonlarında, Rochester’da yan yana yükselen iki radikal gelenek vardı: Kadınların haklarını arayan oy hakkı mücadelesi ve işçilerin kapitalist tahakkümden kurtuluşunu arayan sosyalizm. Bu hareketler coğrafi olarak örtüşüyordu ancak onlarca yıl boyunca ayrı kıtalarda da var olabildiler.

(*) Bu yazı Öyküm Bozbay tarafından How Class-Conscious Women Garment Workers Shaped the Movement for Women’s Suffrage başlıklı yazıdan çevrilmiştir. 

Paylaş
Tarafından yayınlandı
Gazete Yolculuk

Son Yayınlananlar

Melih Bulu “rektörlük” tabelası yerine “kayyumluk” yazan öğrencilere gözdağı vermek istedi

Boğaziçi'ne atanan kayyum rektör Melih Bulu'nun istifasını isteyen eylemler devam ediyor. "Rektörlük" tabelası üzerine yeniden…

04.03.2021 08:55

4 Mart Perşembe | Günün haberleri

İstanbul'da halk otobüsü şoförü, kadın yolcuya cinsel saldırıda bulundu! Saat 09.23| İstanbul'da otobüse binen bir…

04.03.2021 08:43

Önder Babat, katledildiği sokakta anıldı: Önder’in yarım bıraktırılan mücadelesini biz tamamlayacağız!

Gazete Yolculuk Haber Merkezi / Buse Söğütlü 3 Mart 2004'te çalışanı olduğu Devrimci Hareket dergisinden…

03.03.2021 19:01

Katledilen Tahir Elçi’nin duruşması 14 Temmuz’a ertelendi

28 Kasım 2015’te öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayetine ilişkin davanın 2’nci duruşması başladı…

03.03.2021 18:33

Gebze Kadın Hapishanesi’nde 9 tutuklu koronavirüse yakalandı

Gebze Kadın Hapishanesi'nde kalan 9 tutuklunun koronavirüse yakalandığı iddia edildi. MA'da yer alan habere göre,…

03.03.2021 18:02

Enflasyon verilerinin ardından KESK açıklama yaptı

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), TÜİK tarafından enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından " Bu Hayat Pahalılığında…

03.03.2021 17:07